2 Mayıs 2015 Cumartesi

Yaz Transfer Döneminde Adını Sıkça Duyacağımız Kırk Futbolcu Vol. 1


Şampiyonluk heyecanı neyse de; spor basınının şimdiden iştahlanıp, manşet hazırlığı yaptığı ve haziran ayı itibari ile sözleşmesi bitecek kırk futbolcuyu derledik.
1. Sami Khedira

En olmayacak isimden başlayalım, gerçi yaz dönemi beklenmeden Khedira dedikoduları spor basınında arz-ı endam etmeye başladı bile; şimdiden Fenerbahçe ve Galatasaray Khedira ile el sıkıştı sıkışacak durumda... Sekiz yaşında adım attığı Stuttgart'da üst düzey liglerde oynadığı dört yıl da dahil harikalar yaratmış olmasa da, mevkisi gereği işini layıkiyle yapmış bir orta sahadan bahsediyoruz. Tabii inişli çıkışlı, hatta ara ara hiç çıkamayışlı beş yıllık Real Madrid serüveni de dahil ellinin üzerinde giydiği Alman milli takımı performansıda ortada ve bu adam henüz yirmi sekiz yaşında. Yani koca bir yılın kurtarıcısı diye ortada dolanan Melo'dan 3-4 yaş küçük, zaman zaman maçı çevirir diye bel bağlanan Mereiles'ten 4-5 yaş küçük ya da Beşiktaş orta sahasında ciddi ciddi çok güzel işlere imza atan Hutchinson'dan 5 yaş küçük olmasını boş verelim; yıllık beş milyonu bulan kazancını bile düşünecek olursak, reelde kulülerin hali pürmeali ile birlikte başka bir takıma imza atacağı ana kadar her an manşetten, sürmanşetten karşımıza çıkacak yegane isimlerden biri Sami Khedira...

2. Andre Ayew

İkinci sıraya dedikodudan çıkıp gerçek olma olasılığı yüksek birini koyduk. Abedi Pele'nin yıldız olmaya en yakın oğlu Andre Ayew... 2007'den beri adını sık sık duyduğumuz ama Marsilya'da dönem dönem iyi işlere imza atsa da bütünlüklü olarak kendisinden beklenileni hiç yapamamış bir kanat oyuncusundan bahsediyoruz. Yani kendisinden beklenileni başka bir ligde yapma ihtimali olan ve yaşı da henüz 25 olan, Jordan'ın ve İbrahim'in kardeşi, Kwame'nin yeğeni Andre Ayew'den. Çok kısa süreler kiralık gittiği Lorient ve Arles, hatta çok ümit bağlanan Gana milli takımı da dahil onu uzun süre izleyen herkesin hevesini kursağında bırakan Andre, yaz ayında, şu çorak toprakların basınında yer bulduğu oranda İstanbul civarlarında kadro yazılan tahtada da yer bulabilir diye düşünüyoruz.

3. Emmanuel Adebayor

Otuz bir yaşındaki Togolu da belki olur cinsinden listemizde kendisine yer bulmuş durumda. CV'sinde Monaco, Arsenal, M.City, Real Madrid, Tottenham gibi klüpleri barındıran ve cebini şimdiye kadar epey bir doldurmuş olması muhtemel olan Adebayor, belki bir çılgınlık yapar da Süper lige gelir diye düşünüyoruz.

4. Andrea Ranocchia

27 yaşındaki İtalyan stoper de 14 yabancılı ligimize merhaba diyebilecek bir isim. Genoa zamanlarındaki garantici ve keyifli oyununu İnter de hiç geliştirmemiş olsa da Süper Lig de rahatça eski Andrea'ya dönebilir gibi. Bu yüzen onu da ilk beşimize altın harflerle yazıyoruz.




5. Evgen Konoplyanka

Yine yıllardır heyacanla "bu çocuk olacak" denilen fakat hiç olamayan bir kanat oyuncusu. İstanbul'da pek parlamaya fırsatının olmayacağını düşündüğümüz, bu yüzden de Trabzon ya da Bursa'da yaşının da verdiği şansla on yedi yaşından beri ha patladı ha patlayacak denilen yeteneği, gümbürdemese de en azından hareketlenecek olan bu arkadaşı da listemize ekliyoruz. Gerçi Galatasaray kongresi yaklaşırken; bir başkan adayı anlaştım diye ismini zikretti, fakat yazlık dedikodular aşkına biz şimdiden notumuzu alalım.


DEVAM EDECEK...

30 Nisan 2015 Perşembe

Futbol Hayatı Devam Eden En Gıcık On Futbolcu

10. Luis Suarez

İvanoviç'i ısırması ya da Evra'ya karşı sarfettiği ırkçı kelimeler yüzünden değil de; adam cidden gıcık. Hollanda macerasından başlayan gıcıklaşma serüveni Barcelona'da durmamacasına devam ediyor.

9. El Hadji Diouf


Aklımda hep top toplayıcı çocuklara yaptığı hanzolukla kalacak vasat gölcü.

8. Emre Belezoğlu


Sanırım fazla sebep sayıp kafa bulandırmaya gerek yok.

7. John Terry


Adam tamamen İngiliz kibirini temsil için yaşıyor resmen. Saha içinde duruşu, pis bakışları, sertlikle pislik arasında gidip gelen futboluyla listede olmasına şaşılmayacak bir isim John Terry.

6. Cristiano Ronaldo


Kameralar genel plandayken bu adamı izlemek futbol adına dünyanın en büyük keyiflerinden biri ama plan genelden özele kayınca tüm büyü bozuluyor.

5. Pepe


Bu arkadaş için de fazla söze gerek duyulmaması kimseyi şaşırtmaz sanırım.

4. Mario Balotelli


Her ne kadar arada gözü yaşlı halini görüp hizlensek de; inanılmaz derecede gıcıklık potansiyeli barındırıyor. Futbol oynamadan büyük topçu rolüne soyunmada da üzerine yok.

3. Nigel de Jong

Sert görünüm altında çirkefleşme dürtüsünün en iyi örneklerinden.

2. Hulk


Niyeyse hiç içim ısınamadı. Futbolcudan çok güreşçiyi andıran oyun stili, uzaktan vurduğu sert şutlar, hepsi hep çok itici gelmiştir.

1. Zlatan İbrahimoviç


Bu kadar büyük bir yetenek olup da, bir o kadar da gereksiz olabilmek sadece ona özgü sanırım. Dünyanın en büyük günahını adam kendi bedeniyle temsil ediyor. Gol kadar kibrinde kralı; İbrakadavra...

27 Nisan 2015 Pazartesi

Galatasaray:1 Gaziantep:0

Burak 73-80 arası çıldırtmış, Galatasaray liderliği ezeli rakibinin elinden geri almış, Hakan Balta takımı ipten alır gibi alnının ortasıyla topu ağlarla buluşturmuş, Hamza Hoca çok sevinmiş bu üç puana, Abdulrahim Albayrak oturduğu yerde yirmi parende on üç takla atmış felan filan... Ligin bitimine bu kadar az kalmışken, zaten tadı, tuzu, seyir zevki olmayan futbolun daha da çirkinleşeceği aşikar. O yüzden bırakalım heyecan dedikleri ruhsuzluk haline birileri şampiyon olana kadar devam etsin. Sabahın güzellemesi de George Best'den gelsin; "Sol ayağı zayıf, kafa vuruşları sıfır, savunma yapamıyor, fazla da gol atmıyor. Onun dışında fena değil." David Beckham için söylüyor...

26 Nisan 2015 Pazar

İncelikli Bi' Futbol Yazısı

İncelikli bi' futbol yazısı; Ece Erbuğ Şanlı
Bianet'den alıntıdır.

Futbol, Babalar ve Kadınlar

 “Bizde böyledir; ilk maçına babanla gidersin”. Babamla ilk kez maça gittiğimde sanırım beş ya da altı yaşındaydım. Annem ve ablam da vardı. Ankara’da yaşadığımız yıllardı ve Gençlerbirliği – Galatasaray maçına gitmiştik.
1990 yılı civarı olduğunu düşünürsek, muhtemelen babamın omuzlarında uzunca bir süre kuyrukta bekleyip, nihayetinde tribüne ulaşmışımdır. Hafızamda net olmasa da, ilk gittiğim maçı ve duyduğum heyecanı unutmuyorum. Ondan sonra babam maçlara pek gitmez oldu. Yaşını bahane etti; o kadar eziyet çekemem artık dedi (o stadyum şartlarında haksız da değildi). Neticede futbol aşığı bir anne-babadan (evet annem de!) iki tane futbol delisi kız çocuk çıktı.

Nohut:3 Gaziantep BŞB:3

Salya sümük bi' hareket değil, ağdalı bi' melodram hiç değil; maç öncesi ya da sonrası stad etrafında vuku bulmuş, sıradan / olağan olması gerekirken alabildiğine manyaklaştığımız şu zamanda arkaik bi' romantizmle seyre daldığımız bi' olay.
3-3 biten Adana Demir, Antep BŞB maçı öncesi, bisikletinin arkasına bağladığı nohutları yere deviriyor seyyar satıcının biri; haliyle üzülüyor, borç aldığı sermayeye mi yanıyor, eve akşam eli boş dönecek olmasına mı bilinmez. O sırada koşup geliyor ADS taraftarı, tabaklarına yerdeki nohutları doldurup kaşık kaşık yiyorlar; paralarını da ödeyip 'Biz ekmeği, emeği yerde bırakmayız' diyorlar.
Umarım bu sene sizin de emeğiniz yerde kalmaz, süper lig'e rengarenk bi' giriş yaparsınız.

25 Nisan 2015 Cumartesi

Futbol Az da Olsa Umuttur, Bi' Düşünün Abiler...

Eski Yazıları Hatırlamaca;
Şu haber üzerine yazılmış bi' yazıdır. (bknz)

Tabiki ulan seviyoruz seni de, ve tabiki sen global köyümüze çelik çomak oldun da, bi' de gülmesi var tarihin açlıktan kokan nefesimize, şatafatlı göklerden, çorak topraklara kıç üstü çakılmamızın içgüdüsel temaşası var bi' de... Aldırmayıp elimizin uzun süreli titremesine, pencereden baharın gelişine bakar gibi seçilmiş bi' azınlığa yalanmamız var bi' de... Galeyana gelip, gitmişin-gelmişin çetelesini tutmamız, her hafta sonu bir diğeri için umutlanmamız, meşhur havalimanı serenatları, boyundan boyuna dolaşan atkılarımız, flamalarımız, Hagi'yi baba yarısı görenimiz hatta, hala Metin'e Feyyaz'a iştahlananımız, belki elini öperim diye adada Lefter'i sayıklayanımız, sonra pankartlarımız var çokça, evirip çevirip dillendirdiğimiz marşlarımız, tribünde varedebildiğimiz aşklarımız, salya sümük harcanmışlığımız... Bi' de sezon sonları topyekün ağlatılmışlığımız var tabi ara ara.
Umut fakirin ekmeği ya nasılsa; çekmişiz kafaları dalmışız hayallere, 2010'da Madrid'e koymasak da, üzülsek de yeni bi' yenilmişliğe, var mı ki bizden güzeli dünyada -ki bakmaya kimse suskunluğumuza, heryerdeyiz biz, bi' öğlen vakti Samsun 19 Mayıs'ta, daha güneş açısını eğmeden belki Livorno'da kalabalık bi' limanda. Akşama rakı balık yapalım diye Beşiktaş Çarşı'da, olmadı kentsel dönüşüm adına yıkılıp yakılan Çinçin'de Yenidoğan'da, her pazar La Bombonera'da, olmadı, Labanovski Dinamo'da, ama illahaki yeşilin yakınında, umudun kıyısında... Bu aralarda-en azından kendi adıma- Kenya'dan Eritre'ye eksik yolcuyla dönen bi' uçakta...
Biliyorduk elbette, yoksul ve yoksun Afrika ülkelerinin uluslararası organizasyonlarda potansiyel mülteci yaftasıyla koklanıp, sevildiğini. Ve illahaki biliyorduk nice atletin koşu sonrası aynı hızla umuda kadar beyaz bayrağa bakmadan kaçtığını. Biliyorduk da, Ronaldo'nun bınservisine takılmıştık aslında... Bu basit bi' fakir edebiyatı değil dostlar; bi' fubol takımı ortadan kayboldu diyor gazeteler, dünya milyon kere taca atmış onları, buharlaşıp aldığımız nefese karışsalar ne ki?
Ama var ya gün gelecek, bu kara kuru çocuklar, tek bi' kibrit çakımıyla yakacaklar dünyayı, Santiago Barnebau'nun ortasında sergilenen bi' tragedyada, tüm tok karınlılara dayıyacaklar pis burunlarını!!! - See more at: http://onkusurluhareket.blogspot.com.tr/2009/12/futbol-az-da-olsa-umuttur-bi-dusunun.html#sthash.pcboTRkD.dpuf
Tabiki ulan seviyoruz seni de, ve tabiki sen global köyümüze çelik çomak oldun da, bi' de gülmesi var tarihin açlıktan kokan nefesimize, şatafatlı göklerden, çorak topraklara kıç üstü çakılmamızın içgüdüsel temaşası var bi' de... Aldırmayıp elimizin uzun süreli titremesine, pencereden baharın gelişine bakar gibi seçilmiş bi' azınlığa yalanmamız var bi' de... Galeyana gelip, gitmişin-gelmişin çetelesini tutmamız, her hafta sonu bir diğeri için umutlanmamız, meşhur havalimanı serenatları, boyundan boyuna dolaşan atkılarımız, flamalarımız, Hagi'yi baba yarısı görenimiz hatta, hala Metin'e Feyyaz'a iştahlananımız, belki elini öperim diye adada Lefter'i sayıklayanımız, sonra pankartlarımız var çokça, evirip çevirip dillendirdiğimiz marşlarımız, tribünde varedebildiğimiz aşklarımız, salya sümük harcanmışlığımız... Bi' de sezon sonları topyekün ağlatılmışlığımız var tabi ara ara.

"Her Takımı Yenecek Güçteyiz"

Küme düşmeye yakın yapılan Yılmaz Vural açıklamaları episode 1



"...G.Birliği'ni yenerek 131 günlük galibiyet hasretini bitiren , çıkışını sürdürüp lige kalmayı hedefliyor. Karabük'ün hocası Yılmaz Vural, şanssızlıklarını kırdıklarını söyleyip "Her takımı yenecek güçteyiz" dedi..."